Sigortacılıkta Sahte Hasar Hikayeleri

Sigortacılık sektöründe sık karşılaşılan sahte hasar hikayelerini kimi zaman komik, kimi zaman da trajik olarak değerlendirmek mümkün.

Yaşanan ekonomik krizlere bağlı olarak artış gösterdiği fark edilen sahte hasar tutanaklarına ilişkin yapılan denetimler artmakta ve sigortacıların daha temkinli olmasına yol açmaktadır.

Bu hasar hikayelerinden bazıları ise şöyle;

Çerçeveli halı nasıl çalındı?

Şirketin hasar servisi ihbar masasına bir hırsızlık bildirimi yapıldı. Sigortalı, Ankara’daki bürosunun 80×180 ebadındaki camının kırılarak içerdeki malların çalındığını söylüyordu.

Hemen bir eksper tayin edildi. Eksper, inceleme sonucunda; 2 daktilo, 35 takım İngiliz kumaşı, gümüş nazarlık, 3 adet kristal vazo, 1 adet kristal şekerlik, 7 adet kristal sigaralık, 2 Ericsson cep telefonu ile birlikte Türkiye’de yalnızca 2 adet bulunan ve 1935 yılında Sivas Cezaevi’nde dokunmuş 5 metrekarelik Türkiye haritası desenli halının çalındığı bilgisini verdi. Ayrıca, eksper, çalındığı iddia edilen ve 50 milyar lira değerindeki çerçeveli halının, kapıdan çıkartılmasının mümkün olmadığını uyarısını da raporunda belirtti.

Sigortalıya, çalınan diğer malların bedeli olan 621 milyon liranın ödenebileceği , ancak halı ile ilgili herhangi bir ödemenin yapılamayacağı söylendi. Tespitlere itiraz eden sigortalı, şirket aleyhine tazminat davası açtı. Ancak, dava, ahşap çerçeveli halının kapıdan çıkartılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle sigorta şirketi lehine sonuçlandı.

Önce kaza, sonra sigorta

Kasko poliçesi sahibi bir sigortalımız, aracının çalındığını bildirerek hasar talebinde bulundu. İbraz edilen belgelerin incelenmesi sırasında oluşan şüphe üzerine, araştırma görevlilerimiz inceleme başlattı. Araştırma sonunda; aracın sigortalanmadan 1,5 yıl önce ağır hasar ve ölümle neticelenen  kazaya karıştığı, önceki sahibi tarafından 11 ay boyunca açık bir alanda bekletildiği ve daha sonra hasarlı vaziyette şirketimize sigorta yaptıran şahsa sattığı belirlendi.

Sigortalı şahsın sahte satış sözleşmesi düzenleyerek aracı kendi adına tescil ettirdiği  ve bir acentemiz aracılığı ile kasko poliçesi tanzim ettirdiğini saptadık.

Bu arada, kendisine tanık temin etmek maksadı ile aynı renk ve tipteki bir aracı bir süre kullandığı, sigortalının aracı kendi işyerinde parçalamak suretiyle ortadan kaldırdığı anlaşıldı. Bu bilgiler göz önünde bulundurularak tazminatın ödenmeyeceği sigortalı şahsa bildirildi. Bunun üzerine sigortalı şahıs şirket aleyhine tazminat davası açtı. Sonuçta, sigortalı şahıs ve hadiseye karışan diğer kişiler Emniyet’deki ifadelerinde eylemlerini kabul etti. Söz konusu olay halen yargı aşamasında bulunuyor.

Vicdan azabı çeken hırsız

Dükkanının soyulduğunu bildiren sigortalı, telaşlı bir şekilde eksper talebinde bulundu.

Yapılan tespitlerde, dükkanın dış kepenklerinde ve kilidinde herhangi bir zorlama olmadığı, kapı camının kırıldığı, ancak kırıkların dükkanın dış tarafında olduğu belirlendi. Bunların yanı sıra, dükkandaki stok giriş ve çıkış kayıtlarının, çalındığı bildirilen mallarla paralellik arz etmediği saptandı. Yapılan çevre araştırmalarında sigortalının moralinin son derece kötü olduğu görüldü. Söz konusu mahalde herhangi bir hırsızlık hadisesinin olmadığı, hırsızlık hadisesi olmuş gibi hayali hasar talebi yaratıldığı belirlendiğinden, söz konusu hasar talebi reddedildi.

İki gün sonra şirketi telefonla arayan (sigortalı olduğu tahmin edilen) kişi şunları söyledi:

“O dükkanı ben soydum. Oradaki hırsızlık hadisesi doğrudur, buna inanın, yaptığım hırsızlıktan dolayı vicdan azabı çekiyorum. Sizin hasarı ödememeniz benim vicdan azabımı artırıyor, lütfen hasarı ödeyin.”

Hırsızı anahtar yakalattı

Sigortalı bankamatikten para çekmek için bankaya girdiğini, çıktığında ise park ettiği aracının yerinde olmadığını görünce adli makamlara müracaat ettiğini bildirerek ihbarda bulundu. Ancak, sigortalı, çalındığını ihbar ettiği aracın her iki anahtarını da şirkete teslim etmeyince, araştırma başlatıldı.

Sigortalı, aracı 1 yıl önce, ikinci elden aldığını ve sadece bir anahtarının olduğunu ifade etti. Ancak, anahtar üzerinde yapılan araştırmada, şirkete teslim edilen anahtarın, sigortalının beyan ettiği gibi orijinal değil, yedek olduğu belirlendi. Bunun üzerine konu teknik açıdan araştırıldı. Sigortalı aracın immobilizer’i olduğu, anahtarı olmadan ancak profesyonel kişilerce 25 dakikadan daha kısa sürede hareket ettirilemeyeceği anlaşıldı. Oysa ki sigortalı, para çekmek için bankaya kısa bir süre uğradığını sözlü olarak belirtmişti. Bu kadar süre içerisinde immobilizer’i olan bir aracın anahtarsız çalışması mümkün değildi.

Bunun üzerine, aracın park edildiği beyan edilen bankanın önündeki güvenlik görevlisiyle görüşüldü. Kendisi konu ile ilgili bilgisi bulunmadığını bildirdi. Aynı çevrede yapılan kapsamlı araştırmada da, farklı bir netice elde edilemedi. Her ne kadar ispatı mümkün olmasa da, aracın emniyeti suistimal yoluyla çalındığı tahmin edilerek, bu şartlarda ödeme yapılamayacağı sigortalıya bildirildi.  Bu konuşmadan kısa bir süre sonra aracın terk edilmiş halde emniyet güçleri tarafından bulunduğu, sigortalı tarafından şirketimize bildirildi. Sigortalı araç, gerçek anahtarı üzerinde olduğu halde bulunmuştu.

Değerli kumaş mı, kırpıntı mı?

Toptan kumaş ticareti ile uğraşan bir tüccar, işyerini, “İşyeri paket sigortası poliçesi” ile muhtelif risklere karşı sigortaladı. Poliçenin primleri düzenli olarak ödendi. Riziko adresi olan depo, bir Anadolu şehrinde ve şehir merkezi dışında bulunuyordu.

Sigortalı, depoda bir gece yarısı, nedeni bilinmeyen bir yangın çıktığını, itfaiye gelene kadar tüm emtianın kül olduğunu belirterek şirketimizden hasarın tazminini talep etti. Sigortalı depoda toplar halinde istif edilmiş değerli kumaşlar bulunduğunu iddia ediyordu.

Eksper, araştırmaları sonucunda, depoda sigortalının iddia ettiği gibi top kumaşların değil, ekonomik değeri olmayan kırpıntı kumaşların bulunduğunu ve olayın mizansen olduğunu saptayan bir rapor hazırladı. Buna bağlı olarak da hasar talebi reddedildi.

Uyuşmazlık mahkemeye intikal etti. Mahkeme sigortalının iddiasının haklı olmadığını ve depoda top kumaşların bulunmadığını tespit ederek, davanın reddine karar verdi.

Ekonomik sıkıntı fabrika yaktırdı

Sigortalı, sahibi olduğu tekstil fabrikasını iş yeri paket sigortası poliçesi ile muhtelif risklere karşı sigortalattı. Bir süre sonra, Hollanda’ya tekstil ürünleri ihraç eden tekstil fabrikası, kapıları kırarak giren kişilerce benzin dökülerek yakıldı.

Olayı araştıran şirket eksperleri çelişkili bir tablo ile karşılaştılar. Soruşturmayı yürüten emniyet dedektifleri ise soruşturma sırasında heyecanlanarak kalp krizi geçiren fabrika sahibini göz altına aldı. Fabrika sahibi, sorgusunda ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, 240 milyar liralık sigorta bedelini almak için, yanında çalışan üç kişiyle birlikte fabrikayı yaktıklarını açıkladı.

Sigorta şirketi yetkilileri, fabrika sahibinin sorgu sırasında kalp krizi geçirmesinin şüpheleri üzerine çektiğini, eğer böyle bir şey yaşanmasaydı hasarın ödenme ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtiyor.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir